Haberler ve Duyurular
YETERLİK YAZILI SINAVI
Tarih: 27/01/2012
  İlan Tarihi 26.01.2012 YETERLİK SINAVI D U Y U R USU Diyane... Devamı
Mevlid Kandili
Tarih: 18/01/2012
MEVLİD KANDİLİ        03 şubat 2012  Cuma gününü... Devamı
2012 UMRE
Tarih: 09/01/2012
  2012 UMRE BROŞÜRÜ İÇİN TIKLAYINIZ... Devamı
Kurbanla İlgili Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları
Tarih: 27/10/2011
Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban,... Devamı
Kurbanla İlgili Sıkça Sorulan Sorular ve Cevapları
Tarih: 27/10/2011
Sözlükte yaklaşmak, Allah’a yakınlaşmaya vesile olan şey anlamlarına gelen kurban,... Devamı
CAMİLER VE DİN GÖREVLİLERİ HAFTASI
Tarih: 02/10/2011
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞIMIZCA HER YIL 1-7 EKİM TARİHLERİ ARASINDA KUTLANMAKTA OLAN "CAMİLER VE Dİ... Devamı
ENDERUN USULÜ TERAVİH
Tarih: 29/08/2011
OSMANLI ZAMANINDA SARAYDA BAŞLAYIP İSTANBUL VE ANADOLU' YA YAYILAN YAKLAŞIK 80 YIL ÖNCESİNE K... Devamı
TEBRİK
Tarih: 25/08/2011
Karşılarken tatlı bir heyecan duyduğumuz,yaşarken hazların en güzelini tattığımız,uğurlarken ... Devamı
İFTARA DAVET
Tarih: 09/08/2011
İLÇE MÜFTÜLÜĞÜMÜZCE HER YIL TEKRAR EDİLEN GELENEKSEL KUR' AN KURSU... Devamı
AFRİKA' YA YARDIM
Tarih: 04/08/2011
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI AFRİKA YARDIM KAMPANYASI  Diyanet İşleri Başkanlığımızca ülk... Devamı

   Tüm haberler

target="_blank">Kur'an Kursu

Dörtdivan Haber

 

Bolu'dan Haberler

eni katman...

 

Haber Arşiv


Tavsiye Et
Ad, Soyad:
Gönderen:
Alıcı:
Güvenlik kodunu giriniz:
captcha

Halk Ozanları

HALK OZANLARI

 

Köroğlu

Ünlü bir destana konu olmuş bir halk kahramanıdır. Bu isimde XVI. yüzyılda yaşamış bir halk şairi de vardır. Ama tarihî kişiliği bilinemeyen, asıl Köroğlu, XVII. yüzyılda Bolu havalisinde yaşamış, sonradan ünü bütün Anadoluya yayılmıştır. Babası da Bolu beyi tarafından gözlerine mil çektirilerek cezalandırıldığı için Köroğlu diye tanınmıştır. Zulme karşı ayaklanarak halkın hakkını koruması, onu destansı bir kahraman haline getirir.

XVII. yüzyıl, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde merkeze bağlı olmayan teşkilatın iyice meydana çıktığı, buna karşılık, saraya bağlı, sadrazama bağlı beylerin, valilerin de yer yer başlarına buyruk olarak halka zulmedebildikleri bir devirdir.
İşte böyle bir devirde Bolu Beyi Süleyman Bey, kendisine bunca yıl hizmet etmiş seyislerinden birine fena halde kızarak gözlerine mil çekilmesini emretmişti. Bolu Beyi son derece katı yürekli, zalim bir adamdı. Her ne kadar kendisini sevenler araya girdilerse de dediğinden dönmedi. Buyruğunu vaktinde yerine getirmemiş olan zavallı seyisin gözleri kör edildi ve sıska bir ata bindirilerek kaleden dışarı atıldı.

Yaralı seyis at sırtında yolda kalınca sesini çok iyi tanıyan atının kulağına eğildi ve:
– Dünya bana zindan oldu, beni köyüme götür... dedi.
Az gittiler, uz gittiler, dere tepe düz gittiler, sonunda seyisin köyüne vardılar. Uzaktan at sırtında yığılı babacığının geldiğini gören on beş yaşındaki oğlu, ermiş yetmiş bir insan gibi onun ıstırabını anladı, koşup attan indirdi, anasının yanına getirdi. Seyis olanları “Hal ve keyfiyet böyle böyle” diye bir bir anlattı, oğulcuğundan öcünün alınmasını vasiyet ederek oracıkta ruhunu teslim etti.
Köroğlu, on beş yaşında ata bindi. Babasına verilen kır at canlandı, sıskalığı gitti, şahbaz bir hayvan oldu. Köroğlu, atına atladığı gibi dağlara çıktı. Kılıç kuşandı. Babasının intikamını almak üzere ant içti. Yolda rastladığı bir çobanın sazını alarak terkisine asmıştı. Kime rastlasa hayvanını durdurur, sazını eline alır, tıngırdatarak Bolu Beyinin zulmünü anlatırdı.
Her yerde aradığı bu zalim adama günün birinde rastlayacağını biliyordu. Giderek hayvanı rüzgar kesildi. Nerede bir yolsuzluk olsa köylü Köroğluna haber salardı. O da gelir, ortalığı düzene kordu.

Bir gün Çamlıbelde konaklamıştı. Bir kervancının, yolcularından bir genç adamı soyup döverek uçuruma attığını gördü. Bir kılıçta kervancının başını uçurdu. Öteki adamlar kendisine hayır dua ettiler. Uçurumdan çıkardığı genç yolcu ise:
“Hayatımı kurtardın, gayri ben senin kulun kölenim” dedi. Köroğlu onun adının Ayvaz olduğunu, kervanın da Bolu, Beyine yük götürdüğünü öğrenince Ayvazı yanına aldı. Beraber yola çıktılar.

Bir Köroğlu, bir Ayvaz, etrafı kasıp kavuran, fakir köylüyü haraca kesen zalim Bolu Beyini bulmaya çıktılar. Şehre yaklaştıkları sırada bir kale vardı. Sabahın bir vaktinde kale mazgallarından hazin bir şarkı duydular. Bu şarkıyla bir genç kız kendisinin Bolu Beyinin kızı olduğunu, babasının sırf kimseyi sevmesin diye kendisini oraya kapadığını göz yaşları içinde anlatıyordu. Köroğlu sazı eline aldı, kıza sabırlı olmasını, dönüşte kendisini kurtaracağını söyledi.

Boluya vardıklarında büyük bir alana halk toplanmıştı. Şenlikler yapılıyordu. Köroğlu elbise değiştirerek pehlivanlar arasına katıldı. Bir bir hepsini alt etti. Sonunda Bolu Beyi huzuruna çağırttı onu ve:
– Bre pehlivan, sen kimsin? Seni muhafızlarıma bey yaptım...dedi.
Köroğlu da: “İşte ben o gözlerini kör ettirdiğin seyisin oğluyum” diyerek kılıcını çaldığı gibi herkesin dehşet dolu bakışları önünde Bolu beyinin kellesini uçurdu ve halkı bir zalimden kurtardı.
Ondan sonra hemen Ayvazı gönderip kaleden Beyin kızını getirdi. Allahın emri, Peygamberin kavliyle kendine nikahladı. O tarihten sonra Bolu Beyi olarak halka adaletle muamele etti.

KÖROĞLU

Bolu denildiğinde akla ilk gelen; Köroğlu'dur. 16.YY. sonu ile 17.YY. başlarında yaşayan Köroğlu'nun asıl adı Ruşen Ali'dir. "Hey hey, benden selam olsun Bolu Beyi'ne..." diye başlayan pervasız haykırışı ve haksızlığa başkaldırışını anlatan hikayesi şöyledir:

Bolu Beyi bir at meraklısıdır. Seyisi olan Yusuf'u, güzel ve cins bir at aramaya gönderir. Yusuf ileride mükemmel bir at olacağına inandığı gösterişsiz bir tay bulup getirir. Bolu Beyi tayı beğenmez ve Yusuf'un gözlerine mil çektirerek yanından kovar. Yusuf köye döner ve olanları oğluna anlatır. Oğlu Ruşen Ali babasının intikamını almak için dağa çıkar. Ruşen Ali, Köroğlu diye anılacak, babasının öcünü almak, zalimliklerinin hesabını sormak için Çamlıbele otağ kuracaktır. Yurdun dört bir yanına kadar dağılan mücadelelerle, Köroğlu zalimlerin korkulu rüyası haline gelecektir. Köroğlu'nun mücadelesi "delikli demir" icat olup da "mertlik bozuluncaya" kadar sürer.

Sonuçta, her halk kahramanında olduğu gibi Köroğlu da fani dünyadan göçer, gönüllere girerek, dilden dile anlatılan bir efsane haline, destan haline gelir.

Ay Yansın Ağalar Güneş Tutulsun

Ay yansın ağalar güneş tutulsun
Parladı parladı çalın kılıncı
Oklar gıcırdasın ayyuka çıksın                                     
Mevlanın aşkına basın kılıncı

Durmayın orada kargı kucakta
Dolansın yiğitler köşe bucakta
Bir savaş edelim kelle kucakta
Şehitler aşkına çalın kılıncı

Koç yiğitler melemeli dev gibi
Düşman kanı devrilmeli dağ gibi
Dest vurun avını almış bey gibi
Haykırı haykırı çalın kılıncı

Koç yiğitler bu kış burda kışlasın
Yılan dili eğri hançer işlesin
Kafir düşman el'amana başlasın
Kaçanı göndermen basın kılıncı

Koç yiğitler düğün bayram eylesin
Küheylan kişnesin aygır oynasın
Kazanlarda adam kanı kaynasın
Esir etmek yok ha çalın kılıncı

Yürü yiğit beyler namımız kalsın
Kelle getirenler bahşişin alsın
Öldürün atların hep yayan kalsın
Yaya kalana da çalın kılıncı

Koç Köroğlu girdi meydan almaya
Nara vurup düşmanına dalmaya
Yemin ettim yedi derya dolmaya
Doldurun denizi basın kılıncı

 

Ayvaz'a Övgü

Yataktan kalkmış bir aslan
Gelir horlayı horlayı
Buluttan çıkmış ay gibi
Gelir parlayı parlayı

Döne, seyreyle Ayvaz'ı(1)
Sim bilekli o zorbazı
Cılbatmış Kara Kabtaz'ı(2)
Gelir gürleyi gürleyi

Şimdi görürsün kendini
Gülden kırmızı rengini
Görmedim bunun dengini
Gelir gürleyi gürleyi

Döne, Ayvaz bunun adı
Geldi bu meydanın tadı
Köroğlu'nun bir evladı
Gelir zorlayı zorlayı

 

 

 

Ayvaz'ı Göresim Geldi

Benden selam eylen Bolu Beyi'ne
Göndersin Ayvaz'ı göresim geldi
Muhabbeti düştü gönlüm evine
Göndersin Ayvaz'ı göresim geldi

Eyerleyip Kıratıma binmeden
Alayları bölük bölük bölmeden
Bolu şehri ateşlere yanmadan
Göndersin Ayvaz'ı göresim geldi

Şimdi Kıratıma biner aşarım
Karadeniz gibi kaynar coşarım
Sinesine eğri kılıç döşerim
Göndersin Ayvaz'ı göresim geldi

Gürzün kösteğini kola takmadan
Koç Kıratı sağa sola yıkmadan
Bolu şehrin ateşlere yakmadan
Göndersin Ayvaz'ı göresim geldi

Ben de Köroğlu'yum yolum salasın
Koç yiğide arz ettirem sılasın
Depretmeden demir yayın, cıdasın
Oğlum Ayvaz, seni göresim geldi

 

 

 
 
Ayvaz Ağlama(*)

Ben bir Türkmen idim geldim yabandan
Haberini aldım ben bir çobandan
Beşyüz koyun verdim, aldım babandan
Alnı top, başı tel yeşil ağlama

Vardım gördüm, kumru gibi oturur
Ak eli al kınalara batırır
Kırat bizim ikimizi götürür
Başı turna telli Ayvaz ağlama

Geç de gidelim harmana yukarı
Akar leblerinin balı şekeri
Çökerse Ayvazın kahrı çökeri
Alnı top kahküllü yeşil ağlama

Gel Ayvaz'ım bu dağlara gidelim
Bile ağlayalım, bile gülelim
Fırat nehirinden murat alalım
Başı telli turnam Ayvaz ağlama

Geç gidelim biz harmandan beriye
Yüreğimde yağ koymayıp eriye
Şimdi anan baban gelir geriye
Başı telli turnam Ayvaz ağlama

 

 
 
Ayvaz Mey Doldur

Üsküdar'dan seni aldım
Serimi kavgaya saldım
Çamlıbel'e yakın geldim
Ayvaz mey doldur, mey doldur

Arap at gider eşkine
Eyle merhamet düşküne
Çamlıbellerin köşküne
Ayvaz mey doldur, mey doldur

Gideyim bundan yoluma
Sen aldın beni zuluma
Rahmeyle öksüz kuluna
Ayvaz mey doldur, mey doldur

Giderim, benim yolumdur
Zahmanım benim ilimdir
Köroğlu senin kulundur
Ayvaz mey doldur, mey doldur

 

Köroğlu

 

 

 
 
Ben Gelince

Gider oldum Beyler Haleb'e Hoy'a
Mevlam yetiştirsin düğüne toya
Bozdurun altını beyaz akçaya
Sarfedin Beylere ha ben gelince

Çağırın gelsin Tekeli'nin Beyi'ni
İçinizde yoktur ondan yeğini
Ayırın sürüden bin erkeğini
Kırdırın kasaba ha ben gelince

Kır-atım yok, binem gidem sazana
Yiğit odur öz malını kazana
Yüz batman pirinci küçük kazana
Yedirin beylere ha ben gelince

Köroğlu'm der, devran döndü ahire
Altın madenleri döndü bakıra
Satın Çamlıbel'i verin çakıra
İçirin beylere ha ben gelince

 

 

Benden selam olsun Bolu Beyi' ne

Benden selam olsun Bolu Beyi' ne
Çıkıp su dağlara yaslanmalıdır.
Ok gıcırtısından kalkan sesinden
Dağlar seda verip seslenmelidir.

Düşman geldi tabur tabur dizildi
Alnımıza kara yazı yazıldı.
Tüfek icat oldu mertlik bozuldu
Eğri kılıç kında paslanmalıdır.

Köroğlu düşer mi yine sanından,
Ayırır çoğunu er meydanından,
Kırat köpüğünden , düşman kanından
Çevrem dolup şalvar ıslanmalıdır

 

 
 
Bir Yiğit Benim Diyende

Bir yiğit, 'benim' diyende
Kaynayıp da coşmamalı
İşin icrasın bilmeyen
Hiç haddinden aşmamalı

Kalmadı beyler, malımdan
Kimse bilmez ahvalımdan
Güzelleri illerinden
Almayınca gelmemeli

Köroğlu der: koçyiğitler
Hazırlansın arap atlar
Sandığa giren yiğitler
Bu sandıktan çıkmamalı

 

 

 
 
Bizim İllerin Beyleri

Bizim illerin beyleri
Yakar kandili kandili
İçip arslana dönerler
Kadeh döndürü döndürü

Hem içerler hem kanarlar
Düşmana meydan ararlar
Arap atlara binerler
Boyun sündürü sündürü

Çürüdü gönlüm çürüdü
İçerde yürek eridi
Beylerin kolu yoruldu
Kılıç döndürü döndürü

Beyler n'eyleyip n'idelim
Güzellerle göç edelim
Meydanda at oynatalım
Boynun döndürü döndürü

Köroğlu der ki karıdım
İhtiyar oldum çürüdüm
At yoruldu ben yoruldum
Güzel bindiri bindiri

 

 

 
 
Canım Kırat Gözüm Kırat

Canım Kırat, gözüm Kırat
Kaçıp çekilip gidelim
Her yanında çifte kanat
Uçup çekilip gidelim

Budur Kıratın durağı
Bilmez yakını ırağı
Ab-ı kevserdir sulağı
İçip çekilip gidelim

Köroğlu söyler ezeli
Bağlar döküyor gazeli
Silistre'den güzeli
Alıp çekilip gidelim

 

 

 

Çar Köşe Fani Dünyada

Çar köşe fani dünyada
Koç yiğitler olmasaydı
Dünyayı zulmet alırdı
Ağlayanlar gülmeseydi

Dünyayı zulüm alırdı
Gün doğmaz öyle kalırdı
Aşıklar mecnun olurdu
Sevdiceğin' görmeseydi

Sevdiğim karşımda salın
Bilmez misin aşık halin
Yare gönderdiğim gülün
Yapracığı solmasaydı

Vur a koç Köroğlu vur a
Yar derdi ne derman ara
Ölüme bulurdun çare
Emir Hak'tan olmasaydı

 

Dağlar Duman Oldu

Pınar başında bulanır
Sende çok mallar talanır
İner ovayı dolanır

Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu

Hiç ovaya inmedin mi
Gam, gussadan doymadın mı
Aşk oduna yanmadın mı

Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu

Yaz görmemiş kışa benzer
İçmiş de sarhoşa benzer
Dert görmemiş başa benzer

Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu

Köroğlu serinden geçti
Ayvaz gelip bundan göçtü
Aşkın dolusundan içti

Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu

 
 
Dağların Salından Süzülüp İnen

Dağların salından süzülüp inen
Üstü gümüş çullu Kır-Atım benim
Varmış düşmüş bir leke bey eline
Üstü gümüş çulludur, atım benim

Gümüş uyan vurup kişnedem derdim
Seni bir civana besledem derim
Ağalara beylere gösterem derdim
Üstü gümüş çullu Kıratım benim

İki selseli var eli körüklü
Üstüne binenler ejder börüklü
Son demde de kardeş gibi yürekli
Üstü gümüş çullu Kıratım benim

Altıdır, yedidir, sekizdir yaşı
Büyüktür gövdesi küçüktür başı
Şah Hüseyin biner, bir de kardaşı
Üstü gümüş çullu Kıratım benim

Köroğlu der; görebilsem yüzünü
Makramalar alsam silsem gözünü
Şam'da oynatmışlar, gördüm izini
Üstü gümüş çullu Kıratım benim

 

 

 
 
Davran Kırat Davran

Davran Kırat davran, yokuşa davran
Yokuşun başında soyuldu kervan
Düşman karşısında ne yapsın savran

Estir Kıratım es, yare gidelim
Dost, düşman içinde sıla edelim

Kıratı sorarsan yedidir yaşı
İridir gövdesi, ufaktır başı
Dizgini çekende un eder taşı

Estir Kıratım es, yare gidelim
Dost, düşman içinde sıla edelim

Yokuşa yukarı tavşan sekişlim
Bayıra aşağı ceylan büküşlüm
Alnı akıtmalı, göğsü nakışlım

Estir Kıratım es, yare gidelim
Dost, düşman içinde sıla edelim

 

 

 
 
Dinle Sözlerimi Han Oğlum Ayvaz

Dinle sözlerimi han oğlum Ayvaz
Yükletin kervanı dengine bakın
Erlik meydanına girdiğin zaman
Kuşanın kılıcı gencine bakın

Düşmanın üstüne eyledim akın
Dönüşüm yok zamanın yakın
Fakir fukarayı incitmen sakın
Mal yemez tamahkar zengine bakın

Köroğlu her zaman kurdu meydanı
Ben bilirim yahşi ile yamanı
Aman dileyenden kesmen amanı
Dertli olanların derdine bakın

 

 

Eğer Kendülerde Erlik Var İse

Eğer kendülerde erlik var ise
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri
Kanından susayıp candan geçerse
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri

Atına binende eyledi dizgin
Alayları çatıp eyledi bozgun
Leşine kondurmak isterse kuzgun
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri

Koç yiğitleri aldım da yanıma
Keskin kılıcımı çaldım belime
Serimden geçmişim bakmam ölüme
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri

Karşımda durana kalmaz kararım
Doğrulup gelene yoktur zararım
Ya şehitlik ya gazilik dilerim
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri

Ala sadağımı sundum özüme
Hezaran kalkanım aldım dizime
Köroğlu der kan göründü gözüme
Gelsin döğüşelim Bolu Beyleri

 

Gele Zor Bezirgan Beri Gel Hele

Gele 'Zor Bezirgan' beri gel hele
Bir kule yaptırak baş-baş üstüne
Seçilsin yiğitler seninle bile
Dolmalı deryalar leş-leş üstüne

Gele 'Dağıstanlı Hasan'ım gele
İniver meydana, dev gibi mele
'Hoylu'nun dadını acep kim ala
Koymayın bu şehri taş-taş üstüne

Gele 'Deli Hasan' in bu meydana
Ejderhalar gibi ateş saçsana
Bu Acem'i vurup öte geçsene
Doldur dereleri leş-leş üstüne

Gele 'Demirc'oğlu' ne durdun orda
Tenbihe hacet mi sen gibi merde
'Hoylu Bey' düşürdü beni bu derde
Birkaç kale yapın baş-baş üstüne

Gele 'Han Ayvaz'ım bade içelim
Koç yiğide kanlı gömlek biçelim
'Hoylu' ölmüş, candan, serden geçelim
Keselim Acem'i baş-baş üstüne

Gele cümle leşker, beri gel beri
Koyalım bu yola can ile seri
Çamlıbel Dağı'na dönmezsem geri
Kalırsa bu iller taş-taş üstüne

Ben de Köroğlu'yum, böyledir emrim
Gün doğandan gün batana kararım
Bugün bu meydana ben de inerim
Şöyle bir cenk edek, yaz kış üstüne

 

Gelin Hey Ağalar Çekin Kılıncı

Gelin hey ağalar, çekin kılıncı
Arap atla, koç yiğidin günüdür
Göğüs verip, arka verip, nal atan
Sırma çullu küheylanlar günüdür

Cenk kurulup cıda, oklar atanda
İki leşker birbirine katanda
Kötülerin yakasından tutanda
Yılan dilli dal hançerin günüdür

Gelin hey ağalar vurup geçelim
Koç yiğide kanlı gömlek biçelim
İki saat al kızıl kan içelim
Bunda koç yiğidin şanı günüdür

Hay n'olanda Koç Köroğlu n'olanda
Ara yerde kurt koyuna dalanda
At vurulup yiğit yaya kalanda
Teke şekli Şam kılıcın günüdür

 

Göğsün Düğmele Düğmele

Üç güzeller indi çaya
Cemalin benzettim aya
Keten gömlek memen soya
Göğsün düğmele düğmele

Çaya indi allı gelin
Al dudağı ballı gelin
Keten gömlek dallı gelin
Göğsün düğmele düğmele

Saçları kat kat örülür
Al dudağa bal sürülür
Yel vurur memen görünür
Göğsün düğmele düğmele

Köroğlu neden titrersin
Akıl baştan al gidersin
Çamlıbel'de seyredersin
Göğsün düğmele düğmele

Gözlerin Sevdiğim Kırat

Gözlerin sevdiğim Kırat
Seherde gelir geçersin
Şah ordusunda bir civan
Uyarmaz, alır kaçarsın

Dilersin haktan dileğin
Ab-Zemzemden sulağın
...................
Dolusun içip gidersin

Gördükte düşman alayın
Kodurmaz asılı yayın
Şikar almış şahinleyin
Parlayıp geçip gidersin

İrgür aşıkı dostuna
Buluşun çeşm-i mestine
Düşmüşsün gemin üstüne
Köpüğün saçıp gidersin

Köroğlu, bekle yerini
Giymiştir demir yeleği
Gidi düşmandan arzuyu
Haklayıp çarpıp gidersin

Önceki: Önemli Telefonlar

İçerik Rss - Haberler Rss
Tasarım ve Programlama: Omnportal